“Kendi Kendime” aslında uzun zamandır devam eden, “çevrimdışı blog” projem. Kişisel bir blog. Ancak zaman zaman haddinden fazla “kişisel” olmasından dolayı, çevrimdışı takılmak durumunda…
“Kendi Kendime”nin içeriğini oluşturan şeyleri uzun zamandır bilgisayarımda yazıp, saklıyorum zaten. Zaman zaman fazla kişisel olmasından dolayı da, yazdıklarımı genele açmayı hiç düşünmemiştim ancak “herkesin blogu var, benim neden yok!” duygusu öyle ağır bastı ki, “Kendi Kendime”nin “lite” versiyonunu bir süredir “public” biçimde yazmaktaydım zaten. Gelgelelim, o blog, son dönemdeki ruh halimden fazlaca etkilenip, biraz fazla depresifleştiğinden ve içeriği biraz daha genişletip, kaliteli hale getirme arzumdan dolayı, uzun zamandır planladığım blog projeme nihayet başlamış bulunuyorum.
…
çocukluğumdan beri yalnız kaldığımda kendimle çok konuşurum. bunun büyük çoğunluğu iç ses bazında olsa da, arada abartıp, deli cevat tadında, sesli sesli kendimle konuşmuşluklarım da vardır. *bu satırdan sonra okuyucu, blogu kapatıp, kaçar*
blog yazma fikrine, seneler evvel bu mantıkla başlamıştım, ki çok klişe bir tabirle, ozamanlar buralar dutluktu ve “blog yazmak” ve “sosyal medya” gibi kavramlar hiç yoktu. bir dönem bu blogun tarzında birşeyler karaladıysam da, o dönem arkadaşlarım tarafından pek ilgi görmemesi sonucunda bu işleri bırakmıştım. sonrasında ise, bir türlü kafamı toparlayarak, eskisi gibi düzenli ve kaliteli içeriğe sahip bir bloga da imza atamadım. arkadaşlarla girişilen toplu blog projelerinde ve kişisel hazırladığım, geneli müzik ve teknoloji üzerine olan bloglarımın da hayal kırıklığı ile sonuçlanması sonucunda, bu işleri bırakmıştım.
“kendi kendime”, uzun zaman sonra denediğim ilk kişisel blog. içerik olarak rotam nedir, hiç bilmiyorum; her şey olabilir (:
umuyorum,
kendi kendime konuşurken, birileri bana kulak misafiri oluyordur